Canikli’nin Ekonomi Dersinde, Bilge Yılmaz Sınav Yaptı: Türkiye Ekonomisi Kronik Sorunlu mu?

İktidarın eski bakanları bu dönem yeniden aktif siyasetle gündeme geliyor. Ekonomideki sorunlar kabul ediyor gözükmeden, düzeltilmeye çalışılırken, bir yandan da söylemlerin içinde eski politikalara dair itiraflar görülüyor. 

Türkiye’nin, 2021 yılı sonunda geçtiği ekonomi modelinde yola çıkış söylemi, ‘ihracatta artışla cari fazla, düşük enflasyon’ olurken, ihracatın düşüş değerli TL ile finanse edilmeye çalışılması, hem içeride enflasyon yarattı hem de ithalatı patlatınca dış ticaret açığı arşa çıktı, cari açık da rekorlara doymadı. Üstüne kurdaki tırmanış kontrolden çıkınca kontrol amaçlı rezerv harcaması da TCMB’yi yeni bir 128 milyar dolar sorunuyla yüzleştirdi.

Tüm bu gelişmeler, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimler öncesi alım gücü son yıllarda eriyen, depremle sarsılan, yatırım aracına dönüşen temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan vatandaş nezdinde oy tercihine dönüşünce eski bakan Nurettin Canikli IMF üzerinden siyaset yapan paylaşımlarıyla dikkat çekti. Ancak İYİP Ekonomi Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz durur mu? Siyasetçi yanıyla akademisyen kişiliğini birleştirdi.

14 Mayıs seçimleri özellikle 2021’den bu yana görülen makroekonomik bozulmaları sıklıkla gündeme getiriyor.

2018’den sonra girişimleri başlayan ancak 2021 Eylül ayında resmi söylemlerle uygulanmaya başlayan, ekonomi modelinde hedeflenenler vatandaş nezdinde zorluklara neden olurken, hedeflerin tutmaması uzmanların da tepkilerine neden olmaya devam ediyor. Eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, maliye uzmanlığına da dayanarak Millet İttifakı ekonomi programına yönelik yorumlarıyla dikkat çekti. Ancak İYİP tarafından verilen cevaplar daha çok ilgi çekti.

Nurettin Canikli, kişisel Twitter hesabından yaptığı uzun bir paylaşımla Millet İttifakı’nın ekonomi modeline yönelik değerlendirmeler yaptı. Sonunda da birçok soru yöneltti.

Canikli’nin değerlendirmelerinde özetle, ‘Gizlemeye çalışsalar da 6’lı masanın mutabakat metnindeki ekonomi programından, IMF ile kuvvetli bir stand-by düzenlemesi yapacakları ve IMF’den yüklü miktarda kredi kullanacakları anlaşılıyor’ söylemi öne çıkarken, ‘gizli-kapaklı görüşmeler’ dediği IMF görüşmeleri için mutabakat metnine vurgu yaparak ‘uluslararası döviz rezervlerinin güçlendirilmesine’ vurgu yaptı.

Canikli, “Peki döviz rezervleri nasıl güçlendirilir?” sorusuyla devam ettiği paylaşımında, “Döviz rezervlerini güçlendirmenin en doğal yolu, dış ticaret fazlası ve cari fazla yoluyla oluşan döviz fazlalığının ülkenin döviz rezerv stokuna ilave edilmesidir” dedi.

Diğer bir yöntem olarak da ‘cari açık tutarından daha fazla yabancı (kısa vadeli) sermaye girişi sağlamak’ olduğunu açıkladı. ‘Kısa vadeli yabancı sermayenin, yani sıcak paranın Türkiye’de genelde kamu kağıtları ve BİST’te işlem gören pay senetleri gibi likidite oranı yüksek varlıklara yatırım yaptıklarını biliyoruz’ diyen Canikli, ‘Sıcak paranın Türkiye’de yatırım yapması için kamu kağıtlarının getiri (faiz) oranının, enflasyon oranının üzerinde, yani pozitif reel faiz olması gerekir. Bunun altındaki bir faiz oranı sıcak parayı cezbetmez’ ifadelerini kullandı.

Sıcak paranın çıkışında da IMF’in garantör kişiliğine değinen Canikli’nin verdiği bilgiler doğrultusunda biz de Merkez Bankası veri sistemi EVDS sistemine bir göz attık.

evds2.tcmb.gov.tr

Bu grafikte 90’lı ve 2000’li yıllardaki Türkiye’ye girişi yapan IMF Kredileri, hisse senetleri alımları ve Merkez Bankası’na yapılan girişiler yer alıyor. 2000-2001 krizleri sonrası IMF Kredileri, 2005 yılında sıfırlanmış görülüyor. Ancak yabancı hisse alımlarının bu süreçten sonra güçlendiği görülüyor. Özellikle 2018 sonrasında da Merkez Bankası’nın yükümlülüklerinin arttığı da dikkat çekiyor.

Bu grafik de Net UYP denilen Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyonu görülüyor. Biz susalım grafik anlatsın.

evds2.tcmb.gov.tr

Bir de Türkiye’nin “kronik” cari açık sorununa göz atalım. Yine Merkez Bankası verilerine göre, 80’lerde dengeli görülen “cari denge”, 90’lardaki enflasyon ve kriz dönemlerinde de “görece” dengeli seyrederken, 2002 sonrasında “denge” kısmını kaybederek 2019 yılı haricinde yüksek açık verir konuma geçiyor.

evds2.tcmb.gov.tr

Yeşil çizgi mi? Net hata noksan kalemini gösteriyor. Özellikle 2010 sonrasında kaynağı bulunamayan para giriş/çıkışlarında da oynaklığın yüksek olduğu görülüyor.

Bilmeyenler için söyleyelim, Prof. Dr. Yılmaz, ABD Wharton Üniversitesi’nde alternatif yatırımlar, kurumsal finans, oyun teorisi, politik ekonomi dersleri veriyordu. Yılmaz da Twitter üzerinden Nurettin Canikli’ye alıntı ile cevap verdi.

‘Millet İttifakı’nın ekonomi programına ilişkin eleştirilerinizi okudum’ diyen Yılmaz, ‘Maalesef yazdıklarınız öyle tutarsızlıklarla ve bilgi eksiklikleriyle dolu ki ekonominin nasıl bir yetersizlikle yönetildiğinin açık bir kanıtı olarak tarihe geçecek’ ifadelerini kullanarak Nebati’ye olduğu gibi Canikli’ye de canlı yayında tartışma teklifini iletti:

Şayet fikirlerinizin arkasındaysanız gelin seçime 55 gün kala vatandaşlarımızın önünde tartışalım. Ülkeyi yönetmeye kim daha hazır herkes görsün, kararını ona göre versin.

Cevaplarını 4 maddede toplayan Bilge Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Nebati ve TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nu da etiketlediği gönderisinde, enflasyonun tek haneye düşürülmesi söylemi ile paylaşımına başladı.

‘Enflasyonu tek haneye düşürme vaadimize içi boş diyorsunuz’ diyen Yılmaz, ‘Yıllardır iktidardaki birçok isim bu vaadi sürekli tekrarladı’ diye belirtti. Enflasyonun şu dönem yüksek olmasıyla devam ederken, planlarının net olduğunu ‘doğru para ve maliye politikalarıyla’ TL üzerindeki baskının azalacağını ve fiyatlama davranışlarının normalleşeceğini, beklentilerin iyileşeceğini vurguladı.

Yabancı yatırımın IMF güvencesi olmadan gelmeyeceğine yönelik, “güven, tutarlılık ve şeffaflıkla birlikte somut bir plan” olmasının öneminde değindi.

İyi tasarlanmış bir program ile IMF güvencesine ihtiyaç duyulmayacağını ekledi. 

Türkiye’nin kronik cari açık sorunu için de Berat Albayrak’ın ‘TL’nin değersizleştirilerek cari fazla verilmesi’ politikasını işaret etti. 

KKM için de uygulamaya son verilerek, döviz piyasasında normalleşme ve rezervlerde kademeli iyileşme hedeflendiğini iletti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir