Yusuf Arslan
6 Haziran 2026
Tarihin en büyük arkeolojik keşifleri, genellikle uzun süreli planlamalar ve milyonlarca dolarlık uzman kazıları ile değil, beklenmedik tesadüflerle ortaya çıkar. Bazen sıradan bir çiftçinin sabanına takılan bir nesne, bazen de bir çocuğun dikkatiyle keşfettiği bir detay, insanlık tarihini aydınlatan önemli buluşlara dönüşebilir. Bu durumun en son ve etkileyici örneği, tarihi Celile bölgesinde yer alan eski bir Yahudi köyü olan Korazim’de yaşandı.
Hz. İsa’nın “Yazıklar olsun sana!” diyerek lanetlediği Korazim, Hristiyanlığın kutsal kitabı Yeni Ahit’in Matta ve Luka İncillerinde sıkça bahsedilen bir yer. Bu antik şehir, Hz. İsa’nın birçok mucize gerçekleştirdiği ancak öğretilerini reddeden yerlerden biri olarak hatırlanıyor. Matta İncili’nde yer alan “Yazıklar olsun sana, Korazim!” ifadesi, bu kenti yüzyıllar boyunca teolojik bir gizemle örtmüştü. Celile Gölü’nün birkaç kilometre kuzeyinde bulunan Korazim, İkinci Tapınak döneminden MS 11. yüzyıla kadar bir Yahudi yerleşimi olarak önemli bir yer tutuyordu ve bugün sırlarını gün yüzüne çıkarmaya başladı.
Ramat Korazim Bölge İlkokulu’nda eğitim gören 12 yaşındaki Alon Horowitz, Korazim Milli Parkı’nda gerçekleştirilen amatör bir kazı çalışmasına katıldı. Üç gün süren yoğun çalışmaların son gününde, kazının resmen sona ermesine yalnızca 10 dakika kala, Alon toprakta son bir dürtme yaparken aniden parıldayan mavi bir taş gördü. O anı bir macera filmi gibi anlatan Alon, “Toprağı kazarken parlayan mavi, yuvarlak ve çok özel bir nesne fark ettim. Hemen alıp arkeoloğuma koştum. Bunun binlerce yıllık nadir bir parça olduğunu öğrendiğimde hissettiğim mutluluğu tarif edemem,” diye konuştu.
İsrail Doğa ve Parklar Kurumu tarafından yapılan laboratuvar incelemeleri sonucunda, Alon’un bulduğu taşın antik dönemde “nichola” olarak bilinen, son derece değerli ve nadir bir akik türü olduğu belirlendi. Gelişmiş testler, bu taşın Roma veya Bizans döneminde yüksek sosyoekonomik statüye sahip bir aristokrat tarafından kullanılmış olabileceğini ortaya koydu. Ariel Üniversitesi’nden arkeolog Açie Cohen Tavor, bu taşın antik dünyadaki önemini şu şekilde özetliyor: “Roma döneminde nichola taşları, sadece bir süs eşyası değil; güç, prestij ve yüksek sosyal statünün net bir sembolüydü. Bu keşif, Hz. İsa’nın lanetlediği Korazim’de yalnızca köylülerin değil, aynı zamanda imparatorlukla doğrudan ilişkisi olan zengin aristokratların da yaşadığını gösteriyor.”
Arkeologlara göre, bu tür küçük kişisel nesneler, devasa yapılar veya antik yollar kadar önemli bir tarihsel pencere açıyor; çünkü bu nesneler, geçmişte yaşamış insanların estetik anlayışını, lüks algısını ve sosyal bağlantılarını doğrudan sergiliyor. Korazim topraklarında yapılan ilginç bir başka keşif ise 2021 yılında gerçekleşti; o dönemde bir kız çocuğu, tamamen tesadüfi olarak Bizans dönemine ait 1500 yıllık bir bronz sikke bulmuştu. Görünüşe göre, “lanetli” olarak adlandırılan Korazim’in gizli zenginliklerini gün yüzüne çıkarmak, çocukların şansına kalmış gibi görünüyor.