Adem Soytekin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında itirafçı olarak anılmasına rağmen, kendisinin itirafçı olmadığını savundu. Soytekin, İBB ile arasında hiçbir rüşvet ilişkisi bulunmadığını belirterek, “Eğer bir suç örgütü varsa ve ben buna bilmeden dahil olduysam, ‘pişmanım’ demek için etkin pişmanlıktan yararlandım” dedi. Soytekin’in savunmasında dikkat çeken bazı noktalar şöyle:
“ETKİN PİŞMANLIK NEDENİM NEDİR?” Soytekin’in savunma sırasında arkasında dört jandarmanın bulunduğu ve hazır bir metin okuduğu iddia edildi. Soytekin, “Benim tutumum bir suç örgütü üyesinin tutumu değil, sorumlu bir Türk vatandaşının tutumudur” diye konuştu. Savcılığa verdiği ifadenin baskı altında olmadığını ifade eden Soytekin, etkin pişmanlık ifadesini vermesinin nedenini ise şu şekilde açıkladı: “Suç işlemediğimi anlatabilecek bir yol bulmak istedim. Eğer bir örgüt söz konusuysa ve ben bu örgütün içinde bilmeden de olsam ‘pişmanım’ demek için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım.”
AVUKATININ ADI: Onur Büyükhatipoğlu Soytekin, etkin pişmanlık ifadesinde avukatı Onur Büyükhatipoğlu’nun, İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan tarafından atandığını belirtti. Cezaevinde olduğu süreçte avukatının Onur Büyükhatipoğlu olduğunu söyleyen Soytekin, “Beylikdüzü’ndeki müteahhitlerin ifadelerini medyada görmeye başlayınca, daha önce vekalet verdiğim Onur Büyükhatipoğlu’na durumu ilettim” dedi.
Kubist projesi hakkında da konuşan Soytekin, “İskan ile aradaki anlaşma arasında 18 ay var. İskan alındıktan 1,5 yıl sonra alındığı iddia edilen dairelerin iskanla alınmış olması yaşamın olağan akışına aykırıdır” şeklinde konuşarak kendisinin rüşvet organizasyonu içinde olmadığını vurguladı. İBB davasında şikayetçi olan Metin Gül’ün beyanlarını yalanlayan Soytekin, “Metin Gül’ün tamamen hayal ürününe dayalı, somut delille desteklenmeyen iddialarını tamamen reddediyorum” dedi.
DURSUN KELEŞ’İ TANIMIYORUM Soytekin, ifadesinde Dursun Keleş’i tanımadığını ve kendisiyle hiçbir zaman görüşmediğini belirterek, “Yalan ifadesi nedeniyle beni sanki Ekrem İmamoğlu adına baskı ve şantajla tahsilat yapan biri gibi gösterdi ve bu durum iddianamede yöneticilik rolü üstlenmeme sebep oldu” dedi. Ayrıca, Keleş’in iddia ettiği 2020 dönemindeki HTS kayıtlarının incelenmesi durumunda Ekrem İmamoğlu ile hiçbir irtibatının olmadığını ifade eden Soytekin, “Tutuklamaya gerekçe gösterilen HTS ve baz analizleri benim lehime yorumlanması gerekirken dikkate alınmamıştır” dedi.
“RÜŞVET DEĞİL, İRTİKAP DEĞİLDİR” 6 Şubat depremi sonrasında belediye tarafından düzenlenen bir toplantıda kendisinden 100 adet konteyner talep edildiğini ve 30 tanesinde anlaşmaya vardıklarını belirten Soytekin, “Konteynerler için üretici firmaya yaptığım ödemeler rüşvet midir, irtikap mıdır? Elbette değil. Çünkü bunları kendi rızamla yaptım ve neyi, ne zaman, ne kadar ve hangi yöntemle bağış yapacağıma ben karar verdim” dedi. İtirafçı olduktan sonra tahliye olduktan sonra bazı belgeleri dosyaya sunamadığını dile getiren Soytekin, “Şirketimde kayyum vardı, gerçekleri gizlemek gibi bir niyetim olmadı” diye belirtti. Son olarak, hakedişlerini aldığı için yargılandığını ve tanımadığı kişilerin belediye ile ne şekilde anlaşma yaptığını bilmesinin mümkün olmadığını söyledi.