Dijital Telif Yasası ile ilgili gelişmeler sürüyor: Ödemeler ne kadar olmalı?

Haber içeriklerinin Alphabet (Google’ın tepe kuruluşu) ve Meta (Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın tepe kuruluşu) gibi teknoloji devlerine kazandırdığı gelirin, bu şirketlerle yayıncı kuruluşlar arasındaki bölüşümü, dünyanın dört bir yanında tartışma konusu. Türkiye dahil birçok ülkede yayıncılar, teknoloji şirketlerinin elde ettiği gelirin adil bir biçimde paylaşılması yönündeki taleplerini sık sık yüksek sesle dile getiriyor.

Avustralya’nın ve Avrupa Birliği üyesi altı ülkenin (Almanya, Fransa, Macaristan, Avusturya, Hollanda ve İrlanda) ardından Kasım ayında Kanada Kültürel Miras Bakanı Pascale St-Onge, Google’ın ülkedeki yayıncılara toplamda 100 milyon Kanada dolarına (73,5 milyon Amerikan doları) varacak meblağda ödeme yapmayı kabul ettiğini duyurdu. Bu gelişme, benzer uygulamaların hayata geçirilmesinin talep edildiği Türkiye, ABD, Birleşik Krallık, Endonezya, Güney Afrika gibi pek çok ülkede beklentileri artırdı.

Diğer ülkeler için önemli bir emsal teşkil eden Kanada’daki yasa, ödemelerin yayıncı kuruluşlar arasında adil bir biçimde dağıtımını öngörüyor. Aslına bakılırsa, Google ve Meta birkaç yıldır çeşitli yayıncılarla özel anlaşmalar imzalıyor. Google yetkilileri, 2020’den bu yana 22 ülkede bu anlaşmaları yaptıklarını ve gazeteciliğe 1 milyar dolar aktardıklarını açıkladı. Ancak bu anlaşmalar hükümetlerin gözetimi olmaksızın yapıldığında, paranın hangi yayıncılara gideceği konusunda tek söz sahibi teknoloji şirketleri oluyor.

GOOGLE TRAFİK AKIŞINI KESMEDEN ANLAŞMA SAĞLANDI

Hürriyet’ten Sevin Turan’ın haberine göre, Google’ın Kanadalı yayıncılara ödeme yapmasının zeminini oluşturan yasa, Haziran ayında kabul edildi. Ağustos ayında Meta, Facebook ve Instagram algoritmalarında bir değişikliğe giderek Kanadalı kullanıcıların haber içeriklerini paylaşmalarını ve görmelerini engelledi.

Bu karar özellikle küçük yayıncıları ve ağırlıklı olarak 25 yaş altı kullanıcılara hitap eden içeriklerle öne çıkan internet sitelerini olumsuz etkiledi. Google’ın da benzer bir karar alıp yayıncıların sitelerine giden bağlantıları engellemesi ihtimali, Kanadalı yayıncıları endişeye düşürdü.

Nitekim, yasanın kabulünden birkaç ay önce Google, Kanada’da bu senaryonun testlerini gerçekleştirmiş, yayıncılar bunu bir gözdağı olarak algılamıştı. 73,5 milyon dolarlık anlaşma, Google’ın yayıncıların bağlantılarını engellemeyeceği anlamına geliyor.

KANADA 126 MİLYON DOLAR TALEP ETMİŞTİ

Ne var ki Kanadalı yayıncılara ödenecek olan miktar beklentilerin çok altında kaldı. Zira yasa taslağında Meta ve Google’ın yıllık gelirlerinin en az yüzde 4’ünü yayıncılara ödemesi öngörülüyordu. Bu da hükümet kaynaklarına göre Google için 126 milyon dolar anlamına geliyordu.

Google, Kanada’daki aramaların toplamı içinde haber aramalarının oranının yüzde 2’nin altında olduğunu savunuyor. Şirketin yasayla ilgili açıklamasında da yüzde 4’ün keyfi bir oran olduğu ve “haberle ilişkili bağlantıların ticari değerini abarttığı” belirtilmişti. Varılan sonuç Kanada hükümetinin Google’ın koşullarını kabul ettiğini gösteriyor.

Öte yandan Ekim ayı sonlarında yayımlanan bir araştırma, Google’ın yayıncılara yapması gereken ödemelerin halihazırdaki meblağların çok üzerinde olduğuna işaret ediyor. Columbia Üniversitesi, Houston Üniversitesi ve danışmanlık şirketi Brattle Group’tan araştırmacıların imzasını taşıyan “Paying for News: What Google and Meta Owe US Publishers” (Haberin Karşılığını Ödemek: Google ve Meta’nın ABD’li Yayıncılara Borcu Ne Kadar) başlıklı çalışmaya göre hem Google hem de Meta platformları üzerindeki haber içeriklerinin değerini olduğundan çok daha düşük gösteriyor.

ABD’DE ÖDEMELER 12 MİLYAR DOLARA ULAŞABİLİR

ABD’deki duruma odaklanan araştırmaya göre, Google’daki aramaların aşağı yukarı yüzde 35’i “haber medyasının içeriklerini arıyor”. Facebook’ta ise kullanıcılar zamanlarının yaklaşık yüzde 13’ünü haber içerikleriyle geçiriyor.

Facebook’un reklam gelirlerinin yüzde 6,6’sı, Google Arama’nın reklam gelirlerinin ise yüzde 17,5’i haber içeriklerinden geliyor.

Bu bağlamda, “ölçülü bir tahminle” yayıncılara her yıl Facebook’un 1,9 milyar dolar, Google’ın ise 10-12 milyar dolar ödeme yapması gerekiyor.

Uzmanlar Google Arama ve Facebook’un herhangi bir değer katmadan kullanıcılara sundukları haber içeriklerinden elde ettikleri toplam gelirlerin adil bir biçimde bölüşülmesi halinde bu sonuçlara ulaşıldığını belirtiyor.

Diğer ülkeler için önemli bir emsal teşkil eden Kanada’daki yasa, ödemelerin yayıncı kuruluşlar arasında adil bir biçimde dağıtımını öngörüyor. Aslına bakılırsa, Google ve Meta birkaç yıldır çeşitli yayıncılarla özel anlaşmalar imzalıyor. Google yetkilileri, 2020’den bu yana 22 ülkede bu anlaşmaları yaptıklarını ve gazeteciliğe 1 milyar dolar aktardıklarını açıkladı. Ancak bu anlaşmalar hükümetlerin gözetimi olmaksızın yapıldığında, paranın hangi yayıncılara gideceği konusunda tek söz sahibi teknoloji şirketleri oluyor.

KANADA’DA HAK EDİLEN, ÖDENENİN 7 KATI

Platformlar kullanıcı davranışlarıyla ilgili veri paylaşmadığından, araştırmacıların hesapları kullanıcı anketleriyle toplanan verilere dayanıyor. Bu hesaplamalar yüzde 100 isabetli olmasa bile, yayıncılara yapılan ödemelerle yapılması gereken ödemeler arasında bir uçurum olduğunu söylemek mümkün.

Örneğin araştırmanın metodolojisi Kanada’ya uygulandığında Google’ın yayıncılara ödemesi gereken miktar 550 milyon doları buluyor. Bu rakam, hükümetin talep ettiği miktarın 4, gerçekte ödenen miktarın ise 7 katından fazla.

Araştırmanın yazarlarından Columbia Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Kamu Yönetimi Okulu Teknoloji, Medya ve İletişim Uzmanlık Direktörü Anya Schiffrin ve Houston Üniversitesi Finans Bölümü öğretim üyesi Dr. Haaris Mateen, bu çarpıcı veriler ışığında soruları yanıtladı:

– Dünyanın dört bir yanında yayıncılar, hükümetlerden büyük teknoloji şirketlerinin haber içeriklerinin karşılığını ödemesini sağlayacak adımlar atmasını istiyor. Neden böyle bir ihtiyaç var?

Dünyanın her yerinde, haber yayıncıları, Google ve Facebook’un dağıttıkları haberler karşılığında adil ödemeler yapmasını sağlamakta zorlanıyor. Google ve Meta çok büyük şirketler oldukları için anlaşmanın şartlarını belirleyebiliyorlar.

Yayıncılar, teknoloji devleriyle pazarlık edebilecek güçte değil. Dahası masadan kalkma şansları da yok çünkü hem Google’a hem de Meta’ya bağımlılar. Google ve Meta da bunu biliyor ve adil karşılığın çok daha altında ödeme yapıyor. Birçok ülkede rekabetten sorumlu mercilerin sürece dahil olmasının sebebi bu.

Hükümetler, yayıncıların ve gazetecilerin emeğinin karşılığını alması için müdahale etmek zorunda.

— Makalenizde, reklam gelirlerinin yüzde 50-50 paylaşılması gerektiğine işaret ediyorsunuz. Ancak uygulamada durum çok farklı. Yine sizin hesaplarınıza göre, Kanada’daki yayıncıların hakkı 550 milyon dolarken, gerçekte alacakları para 73,5 milyon dolar. Bu uçurum nasıl kapanır?

Google, trafik rakamlarını açıklamıyor ve her zaman aramaların sadece yüzde 2’sinin haberle alakalı olduğunu öne sürüyor. Bu oranın gerçek olamayacak kadar düşük olduğu ortada. Bu nedenle ekibimizdeki ekonomistler, yayıncılara ödenmesi gereken meblağı belirlemek için başka araştırmalardan ve metotlardan faydalanmak zorunda kaldı.

Biz araştırmamızda önce teknoloji platformları ve haber yayıncılarının iş birliği yapmasıyla üretilen “ek değer”i hesapladık. Ardından piyasa gücünü denklemin dışında bırakarak, bu üretilen değerin birbirini tamamlayan iki servis arasında adil bir biçimde nasıl bölüşüleceğine baktık.

Ekonomik teori gereği hem dengenin hem de adaletin gözetildiği bir durumda, tarafların üretilen değeri yüzde 50-50 paylaşması en olası sonuçlardan biri.

Bu sadece teori de değil üstelik. Uygulamada birçok lisans anlaşması yüzde 50-50’lik bir paylaşım öngörüyor. Örneğin Spotify’ın gelirden müzisyenlere verdiği pay, Google ve Meta’nın yayıncılara verdiği paydan çok daha yüksek.

Maalesef, birçok ülkede yayıncılar, yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeniyle Google’la anlaşmaya varıp adil miktarın altını almaya razı oluyor. Bu adil bir müzakere değil. Bu nedenle düzenleme şart. Daha zayıf olan taraf korunmalı.

— Türkiye’yle ilgili bir öngörünüz var mı?

Türkiye’deki yayıncılara bizim metodolojimizi kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Ekonomi profesörleriyle birlikte çalışıp Türkiye’de haberin adil fiyatını hesaplayabilirler. Bir de şunu söylemek isterim: Yayıncılar birlikte hareket etmeli. Bu toplu pazarlıklar gelecekte üretken yapay zekâyı tartışma ve içeriği büyük dil modellerine lisanslama zamanı geldiğinde çok önemli olacak.

Sürecin doğru işlediği bir durumda, Google ve Meta’dan gelecek paranın yayıncılar arasında dengeli bir biçimde dağılmasını, sadece büyük yayıncıların değil, küçüklerin de faydalanmasını bekleriz. Temmuz 2023’te Johannesburg’da GIBS İşletme Okulu’nda bir grup gazeteci ve akademisyen bir araya gelerek, telif yasalarının nasıl olması gerektiğini tartıştı. Sonuçta ortaya çıkan çağrı metninde, gelecekte yapılacak anlaşmaların şeffaf olması, küçük yayıncıları da kapsaması ve ödemelerin gazetecilikle alakalı işleri desteklemek için kullanılmasının garanti edilmesi talep ediliyordu. Metne onlarca kurum temsilcisi imza koydu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x